Hoşgeldiniz!

 

  Değerli Delegeler,
Bildiğimiz şekliyle medya hızla değişiyor. Kimse şu an yaşadığımız zamanları daha önce, mesela 10 yıl önce, tahmin edemezdi. Sosyal medya dünyayı hızla ele geçiriyor ve bir zamanların ana medya araçları yavaşça ölüyor.
Yıllar boyunca sosyal medya bir çok farklı şey olarak görüldü. Bazıları devletlerin vatandaşlarını gözetlemek için kullanacağı yeni bir araç olarak gördü, bazıları da düşünceleri yaymak için özgür bir platform olarak gördü. Birçok insan politikayla sosyal medya arayıcılığıyla tanıştı. Sosyal medyanın 2001’deki Arap ülkelerinde çıkan isyanlara, İran’da 2009’da başlayan rejim karşıtı protestolara ve Ukrayna’daki Yevromaydan hareketi üzerinde büyük etkisi oldu. Tweet'ler insanlara “kılıçtan daha güçlü” görünüyordu. Kofi Annan’ın dediği gibi “İnsanları birbirlerine bağlayıp onlara bir söz hakkı vererek, özellikle toplantı hakkını ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan ülkelerde, sosyal medya vatandaşların özgürleşmesi için emsali olmayan küresel bir güç olarak" görülüyordu.
Ancak, otoriter rejimler bu tarz bir haberleşme aracını kendi eski kafalı güvenlik kurumlarının kontrol edemeyeceğini düşündükleri için internet özgürlüğünü engellemeye başladılar. Hatta bu araçları kendi lehlerinde kullanmayı öğrendiler. Akıllı telefonlar ve internet, demokratik kurumların Batılı meslektaşları gibi sağlam bir zemine dayanmadıkları gelişmekte olan dünyada orman yangını gibi yayılıyor. Örneğin, Endonezya'daki son gubernatoryal seçimler, seçmenleri harekete geçirmek için mezhepsel gerginlikleri arttırmak amacıyla sahte haberlerde bir artış yaşadı.
Fakat problem sadece gelişmekte olan ülkelerle sınırlı değil. Hükümetler medya kullanım araçları üzerinde ustalaşır ustalaşmaz bunları başla ülkeler üzerinde kullanmaya başlıyorlar. Fransa, Almanya, Ukrayna ve Amerika’da yapılan seçimlere Rusya’nın müdahale ettiği iddiası da bunu kanıtlar nitelikte. Facebook, ağındaki Rus içeriğinin 126 milyona ulaştığını tahmin ediyor ve bu da nüfusun yaklaşık %40'ına denk geliyor. Teknik açıdan en bilgili ulusların bile seçimlerinin bütünlüğünü koruyamadığı zamanlarda, gelişmekte olan ülkelerde seçimlerin yapılmasının ne kadar zor olduğunu tahmin etmek oldukça kolaydır.
Bu noktada bilgi savaşından bahsediyoruz. Yarının savaşları savaş meydanlarında savaşılmayacak, bilgisayar ekranlarının gerisinde ya da daha güçlü ülkeler adına hareket eden kuklalarla savaşılacak. Doğruların ve bilgilerin yokluğu ve manipülasyon olasılığı, komplo teorilerini besler. Bu, demokrasi ve özgürlük için küresel bir tehdittir ve zaten hükümetlere olan güvenin çok az olduğu bir zamanda demokratik olarak seçilmiş hükümetlerin meşruiyetini zayıflatmaktadır.
Vatandaşlar, önyargıları arttırarak ve sağlıklı bir tartışma için gerekli olan olanakları azaltarak yavaş yavaş küçük ideolojik gruplara dağılırlar. Demokrasinin işleyişi için tartışma için gerekli olan güçlü bir ortam şarttır ve bunun yokluğunda siyasi çoğullaşma artar ve demokrasinin işlemesi için bir vasıta olan liderlerimizin siyasi uzlaşmaları oluşturmak yönündeki kapasitesi azalır.
Bir zamanlar konuşma özgürlüğünün koruyucuları diye anılan sosyal medya şirketleri artık kötü olarak etiketleniyor. Peki bu sorunu çözmenin doğru yolu bu mu? Sosyal medyayı suçlamak ve ona karşı önlem almak bu sorunu çözecek mi? Siz, seçkin delegelerin de araya girdiği yer tam burası. Gelecek sizlerin elinizde, çünkü sizler politik bir sürecin içindeki katılımcılarsınız. Dünyayı değiştirmek için sadece bir avuç insan yeter, çünkü daha öncesinde de yetti. Fakat hızlı hareket etmeniz lazım, çünkü sosyal medya big datanın big brother tarafından manipüle edildiği ütopik bir dünyaya giden kaygan bir zeminin sadece başlangıcı olabilir.
Sizlere MUN kariyerinizde şans diliyorum. Bu seneki IELMUN’un oturumunda görüşmek dileğiyle.